Uzmanlara göre ani gelen yeme isteğinin nedeni gerçek açlık değil, beynin ödül sistemini tetikleyen “hedonik açlık” Uzman Diyetisyen Funda Kasapoğlu, bu durumun kontrol dışına çıkması halinde kilo artışının kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor.
Son senelerde birçok kişi tok olmasına rağmen yeme isteğini kontrol edemediğini fark ediyor. Özellikle işlenmiş ve yüksek enerjili gıdalara yönelme, kilo artışının temel nedenleri arasında gösteriliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Uzman Diyetisyeni Funda Kasapoğlu, bu durumun fizyolojik açlıktan farklı olarak “hedonik açlık” adı verilen haz odaklı bir süreçten kaynaklandığını aktardı.
Kasapoğlu, fizyolojik açlık ile hedonik açlığın sıklıkla karıştırıldığını vurguluyor. Gerçek açlığın 4–5 saat içinde yavaş yavaş geliştiğini ve besin seçmediğini belirten Kasapoğlu, hedonik açlığın ise aniden ortaya çıktığını ve özellikle yağlı, işlenmiş ve yüksek kalorili gıdalara yönelttiğini ifade ediyor.
Gerçek açlıkta yemekle birlikte doygunluk sağlanırken, hedonik açlıkta kişi doyduktan sonra bile yemeye devam edebiliyor.
Hedonik açlığın iradesizlik olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Kasapoğlu, sürecin beyindeki ödül sistemiyle ilişkili olduğuna dikkat çekiyor. Kasapoğlu’na göre kişi yiyeceği gördüğü anda beynin “ye” sinyali devreye giriyor ve karar mekanizması otomatikleşiyor.
Uyku düzensizliği, stres, yorgunluk ve yoğun çevresel uyaranlar da bu süreci daha da tetikliyor. Televizyon programları, sosyal medya içerikleri ve reklamlar, yüksek enerjili gıdalara ulaşımı kolaylaştırarak yeme isteğini artırıyor.

Kasapoğlu, hedonik açlığı ayırt etmek için basit yöntemler öneriyor. Bunlardan biri “su testi”. Bir bardak su içip ortam değiştirildikten 10 dakika sonra yeme isteği devam ediyorsa fizyolojik açlıktan söz edilebileceğini belirtiyor.
Bir diğer yöntem ise “elma testi”. Kişi “Bir elma yesem yeterli olur mu?” sorusuna hayır yanıtı veriyorsa, burada haz odaklı bir yeme isteği bulunduğu kabul ediliyor. Ayrıca son öğünden bu yana 4–5 saat geçip geçmediği de önemli bir ayırt edici kriter olarak öne çıkıyor.
Yüksek enerjili gıdalara yönelmenin teknik olarak bir bağımlılık olmadığını belirten Kasapoğlu, bunun daha çok kontrol mekanizmasının devre dışı kalmasıyla ilgili olduğunu söylüyor. Yemekten tamamen kaçınmanın mümkün olmadığını vurgulayan Kasapoğlu, çözümün yasaklamak değil farkındalığı artırmak olduğunu ifade ediyor.
Kontrol mekanizması yeniden devreye sokulmadığında, haz odaklı yeme davranışının sıklaştığını ve kilo kontrolünü zorlaştırdığını belirtiyor.
Kasapoğlu, hedonik açlığa karşı “farkındalıklı yeme” yaklaşımını öneriyor. Lif ve protein açısından zengin besinlerin beslenme düzenine eklenmesi, öğünlerin ekran karşısında değil bilinçli şekilde tüketilmesi gerektiğini söylüyor.
Yasaklayıcı diyetlerin ters etki yaratabileceğini belirten Kasapoğlu, amaçlarının çevresel uyaranları tamamen ortadan kaldırmak değil, onların farkında olarak beslenmeyi kontrol altına almak olması gerektiğini vurguluyor.
Uzmanlara göre tokken bile yeme isteğiyle ortaya çıkan bu görünmez tehlike, fark edilmediğinde kilo artışına zemin hazırlıyor. Hedonik açlığın tanınması ve doğru yöntemlerle kontrol altına alınması, sağlıklı kilo yönetiminin anahtarı olarak görülüyor.
Yazan: Ayşe Keskin
Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi ve kamuoyunda derin yankı uyandıran akran cinayetleri, hükümeti harekete geçiren en önemli başlıklar arasında yer aldı. Bu tablo üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla ilgili kurumlar ve AK Parti, çocukların suça sürüklenmesini önlemeye dönük kapsamlı bir çalışma için düğmeye bastı. Hazırlanan yol haritası, yalnızca cezai düzenlemeleri değil, aile yapısını güçlendirmeye […]
Mevsimsel geçişle birlikte solunum yolu virüsleri yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşmiş durumda. Hastanelere başvurular son iki ayda belirgin biçimde artarken, uzmanlar pandemi döneminde titizlikle uygulanan maske, mesafe ve hijyen alışkanlıklarının terk edilmesinin salgınları tetiklediğine dikkat çekiyor. Bu yıl özellikle influenza başta olmak üzere viral enfeksiyonların daha ağır klinik tablolarla seyrettiği ifade ediliyor. SALGIN NEDEN BU […]
Yarım bırakılan bir kitap, sonu netleşmemiş bir ilişki ya da yapılmayı bekleyen bir iş… Çoğu zaman tamamladığımız işlerden çok, yarım kalanlar zihnimizi meşgul edebiliyor. Psikoloji literatüründe bu durumun karşılığı Zeigarnik Etkisi olarak tanımlanıyor. Etki, insan beyninin “tamamlanmamış olanı” öncelikli görme eğilimini ortaya koyuyor. ZEIGARNIK ETKİSİ NASIL KEŞFEDİLDİ? Zeigarnik Etkisi, 1920’li yıllarda Rus psikolog Bluma Zeigarnik’in […]
Bal kabağı genellikle tatlı tarifleriyle anılsa da, doğru yöntemle hazırlandığında tuzlu tariflerde de güçlü bir alternatif sunuyor. Son dönemde özellikle “sulanmayan” bal kabağı mücveri, hem kahvaltı hem de çay saatleri için tercih edilebiliyor. Dışı çıtır, içi yumuşak kalan bu tarifte en önemli detay ise bal kabağının hazırlanma şekli. DOĞRU KABAK SEÇİMİ LEZZETİ BELİRLİYOR Uzmanlara göre […]
ŞOK marketler, 24 Ocak hafta sonu aktüel kataloğunda araç sahiplerini yakından ilgilendiren teknoloji ve bakım ürünlerine yer verdi. Akü onarım cihazından araç içi kameraya kadar birçok ürün uygun fiyatlarla satışa sunulacak. Perakende zinciri ŞOK Marketler, 24 Ocak tarihli aktüel kataloğuyla ürün yelpazesini genişletti. Hafta sonuna özel hazırlanan katalogda araç bakım ve destek ürünleri öne çıkarken, […]
Ekonomide yaşanan dalgalanmalar yalnızca alışveriş alışkanlıklarını değil, toplumsal ritüelleri de oldukça etkiliyor. Artan fiyatlar ve nakdin fiziki yükünün ağırlaşmasıyla beraber, düğünlerde para ve takı takma geleneğinde dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. Birçok düğün davetiyesinde artık IBAN bilgisi yer alıyor. DAVETİYELERDE “NAKİT GETİRMEYİN” NOTU Son dönemde basılan davetiyelerde IBAN paylaşımının giderek yaygınlaştığı görülüyor. Türkiye Gazetesi’nin aktardığı […]